31 Mart 2008 Pazartesi
19 Mart 2008 Çarşamba
eğer hastaysanız kek yiyin..iyi gelir)
bu kurabiye olayı dün gerçekleşti..sabah kalktığımda yüreğimde değilse bile damağımda bıraktığı tat çoktaaan silinip gitmişti.ve yerini dolduracak birşeyler aranırken aklıma ailemizin fahri amcasının keki geliverdi...bana kek sevdiren bu tarifi sayısız kereler ve de değişik eklemelerle hatırlayamadığım defa pişirdim.ama hiçbiri bunun kadar lezzetli gelmedi bana.sanırım iştahsız geçen günlerin sonunda bundan daha iyi bir seçim olmazdı benim için))
bu da daha evvelki denemelerimden biri.onu abartmadım sadece evde kendi yaptığım portakal şekerlemelerinden eklemiştim hamuruna..herhaliyle çok sevdiğim bu kekle tanışmama vesile olduğu için yine tşk ediyorum cafefernando'ya ...
16 Mart 2008 Pazar
mini mini minyatürler...
9 Mart 2008 Pazar
kabak mabak, ebru mebru...

1 Mart 2008 Cumartesi
susamlı tavuk

********************
25 Şubat 2008 Pazartesi
sebzeli tavuklu sobeeee
tavuk butları,biraz da göğüs eti kuşbaşı doğranmış
mantar, bezelye,brokoli,karnabahar,havuç,patates(esas oğlan:))
az zeytinyağ,muskat,biberiye çay kaşığının yarısıyla sarmısak tozu,tuz
hepsini fırın tepsisinde harmanlayıp üzerini başka bir tepsiyle kapatarak önce buharıyla pişirdim son 10 dakikasınıda da üzerini açarak kızarttım.muskat ve sarmısak tozu pişerken bile kokularıyla ne kadar leziz bir şey olacağını haykırıyorlardı.netekim kuru gürültü değilmiş.enfes bir tad oldular hepsi birlikte.
*bizim bey yeter artık kalk şunun başından demekten bıkıp bir gün hakketten bağlantımı makasladığında:)))ya da bilmem, bakarsınız kendim bi gün kafama sıkar giderim:)
bu ne zor bir sorudur böyle, yıllardır herkeşlerden sakladığım gerçekleri burda ifşa mı ediyim:)))
24 Şubat 2008 Pazar
ne hafta sonuydu :))
cuma rutin cuma toplanrıları serimizin bilmemkaçıncı ayağını gerçekleştirdik.etkinlik sahibi bendeniz idim.bizim toplantının en hoş taraflarından biri soframızı elbirliği ile oluşturmamız.hal böyle olunca günlerce evvelden ne yapsam ne etsem diye beyin fırtınası yapmaya gerek olmuyor.hazırlıkları tamamlayıp tv karşısına geçip oturuyorsunuz ,misafirlerinizi rahat koltuğunuza gömülmüş hatta uzun oturur vaziyette bekliyorsunuz.. vakit tamam olup millet gelmeye başladığında gerinerek kalkıyorsunuz koltuğunuzdan..hoş beşten sonra poşetler bir bir açılıyor...heyooo! iyi ki şundan yapmışsın canım da bir istiyordu kii...muhabbetleri filan..buraya kadar herşey iyi...
şimdi olayın bu haftaki cereyan edişine geçelim;
bende, disalden görüp yaptığım koccaa bir leğen yeşil mercimekli bulgur salatası (ki yaparken farkettim ki bu kısırın yeşil mercimek eklenmiş ,lezzet dö la lezzet versiyonu) var..arkadaşın teki getirdiği tabağı ortaya çıkarınca gördük ki onda da kısır var.. bizim mercimekli kısıra kardeş gelmiş..hıh seninkinde yeşil mercimek yok diye havamı attım tabii))aynı şey tepesinde rende havuç olan mayonezli ,sarmısaklı yoğurtlu,vs... vs ..li patates salatasının başına da geldi...onlarda gürbüz ikizler oldular mı:))ee olsunlar bakalım.sofra kuruldu.
tatlı ve tuzlu tırtıl kurabiyelerimiz ( yukarıdaki tuzlular ninodan alınmadır)
su böreği sanılan(öhüm öhümm:)) oysa bildiğimiz yufkadan müteşekkil peynirli böreğimiz
patatesli kömbemiz
patatesli ikizler
kısır kardeşler
benim sabahın köründe bayıla bayıla yaptığım sonra da pörsümesin diye dolapta sakladığım brokoli&karnıbahar&bezelye&mısır&kapari&tazesoğan maydanoz vs... vs.. li salatam...
hazır yufkadan yaptığım baklavammm..''Allah hazır yufkayı bulandan razı olsun.''( bu söz lavantinden alıntı:))
bir evvelki yazımda macerasını anlattığım faciadan doğan harika kurabiyelerim...
zeytinyağlı yaprak sarması.mmmm..
akide şekerimiz bile vardı ...
herzamanki gibi yedik içtik...hamdettik..şükrettik..ardından bol bol sohbet ettik... sonunda da haftaya buluşmak üzere veda ettik...
dostlar gittikten sonra mutfağı derleme toparlama etkinliği başladı doğal olarak.mutfak kısır, patates salatası ve hatrı sayılacak derecede öteki yiyeceklerden yıkılıyor...kalanlarla bir bu kadar daha misafir ağırlanır neredeyse.. güzelce ambalaj yapıp kaldırdım hepsini .akşam, cuma günü için davat ettiğim ama çok kalabalık olacağını da eklediğim için gelmekten vazgeçen lulumu buldum msnde..yarın bize geliyorsun şeklinde emrivaki yapınca kıramadı sağolsun:))(canım canım canımmm...)
ertesi gün lulu,ben ve benim evde yalnızken mr hyde gibi azıp coşan ,biri geldiğinde ise doktor jakyll moduna bürünen iki yavrum:)))masada harika bir dörtlü oluşturduk...sınırlı sayıda konuk ağırlamak herzaman daha zevklidir.en azından konuğunuzun ne söylediğini doğru işitme ve ona yerinde ve doğru cevap verme olasılığınız çok yüksektir..bayram haftası ..yok! yazı tahtası ..olayına girmezsiniz:))
üstelik konukla aranızda yeterince samimiyet varsa onu bir de çalıştırırsınız))işte yukarıdakiler lulumun söylene söylene dertleriyle harmanlayıp yoğurduğu çikotoplar..ilk kez tattık biz çikotopu.ve bu sabah aşağıdan gelen kavga gürültü sesleri arasından uyku sersemliğiyle seçebildiğim kelimeler çikotopların bizde ne kadar sevildiğinin kanıtıydı;
_bi tane mi kaldı?
_insan hepsini yer mi?vicdansııııııııııız!!!
_keşke annem seni doğurmasaydı!!!
_anneeeeeeeee!bu hepsini bitirmiş.öldürmek istiyorum şunuuuu!!!
bu arada ötekisi de ondan geri kalmıyor ve fakat ağzı tıka basa dolu olduğu için dediklerinden hiçbirşey anlaşılmıyordu.erken kalkan devrim yapar felsefesine göre bunda tuhaf birşey yoktu bence:)))ama sen gel de ötekine anlat..
bu arada çikotop tarifini yazayım değil mi?yemek blogu ruhuna uygun olsun için;
geçmiş zamanlarda ve geçtiğimiz hafta içinde denediğim fakat neticenin hüsran olduğu bir kaç kekten kalanlar (bazılarını lulunun tavsiyesiyle buzluğa atmıştım)
yine hüsrana neden olmuş kekin süslemesinden kalan çikolata sosu
100 gr kadar bitter çikolata
dolapta kalmış biraz süt kaymağı(krema)
geçen yıldan yaptığım kullan kullan bitmeyen portakal kabuğu şekerlemeleri
fındık fıstık hindistan cevizi..
lulum kekleri ve bana robotta çektirdiği dünden kalan tırtıl kurabiyeleri karıştırma kabına aldı.hepsini iyice ufalayıp karıştırdı...sosu ısıtırken içine attığım bitterleri ve kremayı da karıştırıp ona verdim kekli karışıma ekledi onu.sonra cıvık oldu bu dedi)başka ne var dedi))gergin olduğu her halinden belli olduğu için ben ne derse yaptım valla.(tersi pistir dee:)))biraz da burçak bisküvi çektim robotta verdim eline))sonra fındık, ceviz, portakal şekerlemeleri vs(artık ne bulduysak) içine ekleyip o narin eleriyle hepsini yuvarlanabilecek kıvamda hamur haline getirip küçük parçalar aldı.onları bir güzel yuvarladı ardından da hindistan cevizi ve şamfıstığa buladıkk...buzdolabında az biraz dinlendirdik...yok böyle birşeyyyy:)))gergin mergin bize harika bir tatlı yaptı.teşekkürler lulum..
bu arada sofrada yeşim misss nino ve zeyluu nun bol bol kulaklarını çınlattık:))
21 Şubat 2008 Perşembe
can kurtaran tarifler))
Şimdi şu kurabiyeleri size çok avangard bir şekilde sunmak vardı yaa..ama ben sevmiyorum öyle avangard takılmayı.olayı tüm arabeskliğiyle anlatmayı tercih ediyorum.yalan konuşmiyim neme lazım:)) millet aşık eden kurabiyelerle uğraşırken (bkz LULU ) ben canımı kurtaracak tariflerle uğraşıyorum.. bu da olayı yeterince arabesk hale getiriyor zaten:))
Dün gece yine sevdiğim yemek bloglarını dolaşırken bir tatlı çarptı gözüme.sırf kuru meyve ve yemişlerden müteşekkildi.normalde sağlıklı olmak adına her sabah bir avuç yememiz gereken kuru meyvelerden yemediğim halde bende severek yiyebileceğim duygusunu uyandırdı gördüğüm tarif…gaza geldim açıkcası:))tabii kızcağızın günahını almayayım o pek güzel yapmış çok şık bir sunumla sayfasında yayınlamış.beceriksizlik tamamen bende..
Amaaan bi kasecikten bişey olmaz diyerek ve de mutfağın altını üstüne getirip bir araya topladığım bütün öteki malzemelerle başladım tatlıyı yapmaya.bir heves bir heves bende:))çocuklar gelip olaya vakıf olduklarında ikisi de bööğğk!biz bunu yemeyiz dediklerinde bile bozmadım niyetimi ‘’annecim bu zaten büyük teyzeler için,size uymaz tabii’’şeklinde savdım onları:))
Tariftekilere bir de kendi kafamdan malzemeler katarak (ki en büyük açmazım bu oldu ))hazırlayıp verdim fırına…gidiyorum geliyorum istediğim görüntü bir yana kıvam hiç mi hiç tutmuyor.anladım başıma geleceği ama artık çok geç..fırından çıkardığım kuru meyve faciasını sardım sarmaladım sürüne sürüne yatmaya gittim.hayır içinde o sevgili&sevgili&sevgili kayısılar olmasa dert değil ama onlar ordalar ve benim başımı fena halde derde sokacaklar biliyorum))
Sabah benim koca ağızlı oğlan kahvaltının ortasında yiyecekler gibi sordu
_anneeeeeeeeee!!hani dün gece büyük teyzeler için pişirdiğin tatlı nerdeee!!!
‘’Olum sus!’’falan ı ıh laftan anlamıyor..ben onu susturmaya çalışırken fazla abarttığım için olay şüphelere neden oldu tabii)başka çarem kalmadığı için tatlı ortaya çıkmak zorunda kaldı..ortada bir koca borcam dolusu,yaban mersini,besni üzümü,incir,yine memleketten gelmiş olan badem içi,susam,ayçekirdek içi,fındık,ceviz,susam,kuru üzüm..…ama hiçbiri o kadar malzemenin ortasında sırıtan kuru kayısılar kadar içimi yakmıyor))kıyamet koptu kopacak derken eşim sakin tavırla yüzüme bakıp;
_bundan böyle her başarısız denemenin malzemelerinin yekününü senin harçlığından keseceğim….diyor..
İşte o an benim bittiğim andır…o kayısılar bi servet değerinde )))
Zaten bütün harçlığımı sanatsal faaliyetler uğruna tükettiğim için bu kayısıların borcunu öldür Allah ödeyemem)))
Çocukları okula götürürken ve dönüş yolunda ne yapmalı ne etmeli bunları bi kılığa sokup yedirmeli diye beyin fırtınası yaparken bulabildiğim en iyi çözüm onları kurabiye formatına sokmak oldu…veeee işte huzurlarınızda can kurtaran kurabiye))))
İçinde ne mi var;
Sevgili &sevgili kuru kayısı
Yaban mersini
Kuru incir
Kuru üzüm
Badem içi
Ceviz
Fındık
Susam
Ayçekirdek içi
Bir portakalın suyu
1 su bardağı kadar toz şeker
100 gr yumuşak tereyağ
2 yumurta
Bir pk kabartma tozu
2 su bardağı un
1 su bardağı çavdar unu
Kıvamı ayarlamaya çalışırken az biraz süt
Bütün malzemeyi karıştırma kabında buluşturup kurabiye kıvamını buluncaya kadar karıştırdım.sonra da tezgahın üzerinde merdaneyle açıp bardakla kesip 160 derece ısıtılmış fırında yaklaşık 15 dakika pişirdim.ancak fırına vermeden evvel tereyağ yumuşadığı için buzdolabında 20 dakika beklettim.
Hani marketlerde satılan müsliler var yaa hiç denemedim ama kullandıklarım aşağı yukarı onun içindeki malzemeler olduğu için çok sağlıklı:))kurabiyeler elde ettim…siz aşık eden tarifleri yiyip kiloları alırken ben sağlıklı kurabiyemi yiyip canımı da kurtarmış olmanın ferahlığıyla sanatsal faaliyetlerime devam edeceğim:)))
18 Şubat 2008 Pazartesi
istanbulda kar ve mahluta çorbası
15 Şubat 2008 Cuma
onuda isterem mendee bunuda isterem mendee...

hadi bakalım başlayalım ne çıkarsa bahtımıza):);
ilki gerçekleşemesini istediğim hayallerim... hmmmm;
bir defa herşeyden evvel mahşer gününde amel defteri sağ eline verilenlerden olmak ve sevdiklerimle cenette de birlikte olmak istiyorum...
dünyada hiiiç aç insanın ,bilhassa çocuğun kalmamasını istiyorum.sonra yine bütüüüün dünyada toplu halde ya da bireysel olarak birilerinin ötekilere tahakküm etmeye çalışmaktan vazgeçmesini istiyorum.tv lerde gazetelerde sokak ortasında ya da pazar yerlerinde dağılmış,parçalanmış insan cesetleri görmek yerine,insanların insanca yaşadıkları iyilikleri ve güzellikleri paylaştıkları sahnelerin resimlerini görmek istiyorum..
sonra ülkemizin dünyanın süpper gücü olmasını istiyorum...sahip olduğumuz evrensel insani değerler sayesinde osmanlı gibi bütün dünyada adaletin teminatı bizim ülkemiz olsun istiyorum..
sonracımaaa geleneksel sanatlar deyince insanların aklına ilk benim adım gelsin istiyorum:))(sanatçı hassasiyeti dedikleri bu olsa gerek:))... sergilerimde insanlar kuyruğa girsin eserlerimi görebilmek için...birsürü talebem olsun ve ben tıpkı şimdiki minyatür hocam AYNUR GÖKSU hanımefendi gibi çok sakin,çok vakarlı,çok anaç bir tavırla talebelerime bu sanatın inceliklerini öğreteyim istiyorum...
hımm bir de Çamlıca eteklerinde boğaz manzaralı ''LEYYA GELENEKSEL SANATLAR ATÖLYESİ''ni kurmak, ömrümün sonuna kadar orada talebe yetiştirip,kendimin ve onların eserlerini sergilemek istiyorum ama boynuzun hiçbir zaman kulağı geçememesini istiyorum:)))))(döner yemek istiyorum ama dönmesin istiyorum gibi bir durum sözkonusu)
bakalım daha başkaaa,
kızımla oğlumun aynı koltukta bibirlerini tepmeden oturdukları günleri görmek ...
ayın 15 gününü evde kalan yarısını da seyahatte geçirmek ....
yurt dışındaki sergilere katılabilmek....
azalan su kaynaklarımızı herkesin bilinçli olarak kullandığını bilmek...
istiyorum_mek ....(burdaki ''mek'' tamamen kafiye amaçlıdır:))
şimdiii,yapmayı ertelediklerimmm;
aslında çok tezcanlı olduğumdan ve de aklıma düşenin anında peşine de düştüğümden bu kısma fazla birşey yazamayacağım.aklıma gelen tek şey ;
ebru teknemi açıp birsürü laleler,sümbüller, papatyalar,taraklı ve şal desenli ebrular yapmak...ama ertelememin nedeni var. zamansızlık....yoksa teknede boğulmak istiyorum neredeyse:))
bir daha dünyaya gelsem ve seçme şansım olsa;
bazı pişmanlıklarımın dışında yine aynı hayatı yaşamak isterdim..
geleneksel sanatlarla daha küçük yaşta tanışmış olmak isterdim..
şimdi , hayatta öğrendiğim 3 şey ;
korkunun ecele faydası yoktur...
kınayıcının kınadığı başına gelmeden ölmez....
turşu yaparken asla şebeke suyu kullanmamalıyım...
ferhat göçer iyi bi şarkıcıdır:)))
(3.5 oldu eee olsun)
şimdi sırada bir renkli resim varmış yayınlamam istenen;
tabii ki kendi öz kaynaklarımdan faydalandım:))tmm piyazlıktan terfi etmiş olabilir ama bayılıyorum ben böyle renkli canlı salatalara....evdekilerinde şikayeti olmayınca zevkle yiyoruz..

