24 Ocak 2008 Perşembe

ekmek herşeydir,imaj hiçbirşey...



işte ekmeğim..(bir ekmek tarifi ancak bu kadar sabote edilebilinirdi:))

sevgili miss'den misss gibi bir ekmek daha katılmış oldu ekmek tarifleri listeme.itiraf etmeliyim ki bu kız da ağzının tadını biliyor:))


öyküsü var tabii ki ekmeğimin herzamanki gibi ;


evde biberiye yoktu, gittim taa mısır çarşılarından aldım,onu alırken gözüme çarpan sarmısak tozu ve körinin de iyi bir kombinasyon oluşturacağını düşündüğümden onlarıda hemen sıkıştırdım listeme.ondan sonra susam.kekik,un vs evde var.defne yaprağı da var ama nerede? yan komşunun bahçesinde:)) bu akşam kurstan döndüğümde 'biz bu ekmeği yaparız' dedi içses,'yaparız ikigözüm' dedim..


malzemeleri bir bir dizdim masanın üzerine o da ne ?defne yaprağını unutmuşum.hemen mantoyu takarsın sırtına inersin yan bahçeye.ağaç tam yol kenarında.gelip geçen tuhaf tuhaf bakmakta.sırtında kalın manto,başında kocaman bir şapka , çorapsız ayağına taktığı yazlık cırtlak pembe terliklerle :)))kadının teki zavallı ağacın yapraklarını tırtıklamakta:))nasıl bakmasınlar!!tam bir kaçık imajı veriyorum ordan bakınca..ama nasıl derler bilirsiniz:


''ekmek herşeydir , imaj hiçbirşey'':))


neyse işte öyle ya da böyle pişirdim ekmeği .ama o tat varyaaa,inanın hayatımdaki 'en'ler listesine girdi 'briyoş'la birlikte ..yumuşacık,zeytinyağ tadını hissediyorsunuz,içinde baharat dışında o güzelim bitkilerin kokuları ve ekmeğe kattıkları tatları...inanın abartmıyorum aklım başımdan gitti yerken,hatta yesem mi koklasam mı bilemedim..yarın ilk iş (karneleri aldıktan sonra:))yeniden pişirmek olacak..hiç bıkmadan yiyebileceğim bir ekmek bu da .basit üstelik.

benim ekmek missinkinden daha şişman oldu,zaten bende missden daha şişmanım:))bir de hamura sarmısak tozu ve köri kattım.inanın neffis bir kombinasyon oldu.

şimdi missin tarifi ve benim eklemeler var sırada.





TAZE BAHARATLI FOCACCİA

Malzemeler:

1 yemek kaşığı kuru maya
1 su bardağı ılık süt
1 yemek kaşığı şeker
1/2 su bardağı zeytinyağ
1 yumurta sarısı3
su bardağı un + yoğurmak için gerekirse un
1 tatlı kaşığı tuz
Taze kekik, taze defne yaprağı, taze biberiye, susam

Hazırlanışı:
1- Ilık suda mayayı çözüyoruz. köpürmesi için 5-10 dakika bekleyelim. şekeri, unu, tuzu, yağı ekleyip yoğuralım. (unu mutlaka eleyin)
2- Hamuru unlu yüzeye alıp kulak memesi yumşaklığına gelene kadar yoğuralım.. Hafif yağlı bir kabın içine koyup üzerini streçle kapatın. Oda sıcaklığında 1-2 saat mayalanmasını bekleyin. Hamur 2 katına çıkmalı…
3- Hamuru un serpilmiş tezgahın üstüne koyun. merdaneyle 1 parmak kalınlığında açın . Üstünde keskin bıçakla gelişi güzel kesikler, delikler açın. Yağlı kağıda koyun. 30 dakika mayalanmasını bekleyin.
4- Yumurta sarısı ve bir yemek kaşığı suyu karıştırın. Pidenin üstüne sürün. Üstüne istediğiniz şekilde taze baharatları yerleştirin. Susam serpin. 180-190 derece önceden kızmış fırında üstü kızarana kadar pişirin.


Afiyet Olsun.(bak miss 'afiyet olsun'una kadar kopyaladım:)))


benim eklemelerim ; hamura 1 tatlı kaşığı köri ve yarım tatlı kaşığı sarmısak tozu oldu.(iyiki de oldu:)))




dediğim gibi benimkisi missinkine göre oldukça şişko oldu ama içi missler gibi pişmişti ve çok lezizdi.yarın orijinaline sadık bir tane daha pişireceğim inşllh..

ondan sonra da 15 gün yokum buralarda.tatille birlikte zorunlu ikamet değişikliğine gidiyoruz .klon yerelmalarımın yanına:))bol resimle geri döneceğimi umuyorum.sayfamı sevgili copilotum luluma emanet ederken

hepinizi de Allaha emanet ediyorum....

bu arada kurs kurs diye söylenip duruyorum işte bu da alelacele resimlediğim 'eski amed' yeni adıyla 'diyarbakır' minyatürümün geldiği son aşama.bir kaç ayrıntıdan sonra bitmiş olacak.



23 Ocak 2008 Çarşamba

dereden tepeden

bugün sevgili misss in baharatlı ekmeğinden yapmayı planlamıştım.ama sabahtan boğaz ağrısıyla uyanınca ''ı ıh.cixx!bu gün benden birşey olmaz''diye mıymıntı mıymıntı dolaşırken evden birilerinin karşıya geçeceğini duyumsar gibi oldum ve o dakika itibariyle boğaz ağrım sabah yorgunluğum hiçbirşeyim kalmadı:))daha doğrusu onları kafamın öyle bir yerine iteledim kiii sesleri duyulmaz oldu:))hemen şeker kız kendi moduma girdim..alacağım tepkiyi biliyorum ya.
-daha haftasonu ordaydın!!!benim başka işlerim var!!sen şimdi herşeyi mıncıklamaya kalkarsın uğraşamam seninle!!....ilh.....
ne oldu dersiniz?
1 saat sonra eminönü kaldırımlarında ben lay lay lom yürüyordum:)))))va fonda sürekli şu ses:
-çabuk olllllll!!oyalanma!!
kim korkar hain kurttan nasılsa köprüyü geçmişim:))

şu sıralar bende bir baharat merakı başgösterdi ve yanısıra doğal yaşam reçeteleri ilgimi çekmeye başladı.hoç evvelden de ilgiliydim bu konularla ama bu kadar değil...

her yıl bahardan yaz ortalarına kadar beykoza bağlı öğümce köyünde yaşayan nimet çobanın koyunlarının sütünden koyun yoğurdu yapar zevkle yeriz. sair zamanlarda ise her pazar günü evimize yine aynı köyden süt gelmesine rağmen yoğurt yapmak hiç aklıma gelmemişti...taa ki lulumun yoğurtla ilgili bir yazısını okuyuncaya kadar.işte ev yapımı halis muhlis yoğurdum:)



belki hazır yoğurtlar kadar kıvamlı olmadı ama hiçdeğilse nedenini biliyorum.sahibi ineğine hazır süt yeminden daha fazla kuru ot vs yediriyor.oysa hazır yoğurtların nasıl olupta o kadar katı kıvamda kalabildiklerini hiç bilmiyorum.. geçende yoğurt yazısıyla bana ilham veren sevgili luluma çok teşekür ediyorum..bundan böyle evde kendi yaptığım yoğurdu tüketeceğiz:))




biberiyeyi çoğumuz biliriz.ne kadar şifalı bir bitki olduğunu da.hatta geçenlerde tv de duyduğuma göre 17 asırda avrupada biberiye enstitüleri kurulmuş.mucizevi bir bitki olduğu için.bu gün pişirmek istediğim missin baharatlı ekmeğinde malzameler arasındaydı evde olmadığı için onu da alışveriş listeme ekledim.miss tazesini kullanmıştı ben kurusunu bulabildim ama bir planım varrr..çiçek saksılarımın tekine biberiye ekmeyi düşünüyorum.aktar birkaç gün suda bekletip yumuşattıktan sonra rahatlıkla dikebileceğimi ve çok kolay yetişen bir bitki olduğunu söyledi.uçlarından kırpıp salatalara da kullanabilirim...





efendiiiim, geldik vanilinli şekerimize... keklerde ,kurabiyelerde,sütlü tatlılarda vs kullandığımız vanilyanın özü şu gördüğünüz kahverengi çubuğun kokusu... genellikle pudra şekerine yatırılan çubuk zamanla şekere kokusunu veriyor ve bizler paket halinde satılan bu kokulu şekeri alıp kullanıyoruz.tabii başka katkı maddeleri var mıdır bilemem..
hayır efendim ben doğal yoldan elde etmek istiyorum vanilinli şekerimi derseniz benim gibi alın bir vaniyla çubuğunu bir kaç yerinden uzunlamasına kesiler atın yatırın tozşekerinizin içine .arada koklayın istediginiz kokuyu alınca da gelsin kekler,kurabiyelerrr...(bu fikri nereden aldığımı hatırlayamıyorum)


ne alaka derseniz.ben de bilmiyorum:)).eminönü arasokaklarından birindeydi bu çıldırtan görüntü.bunu herkes görmeli diye düşündüm.hadi hep birlikte çıldıralım:))


klon anneleri olduğum yerelmaları...büyüüüük büyükbabalarını belki bundan 10 sene evvel yemiş:)) ve kabuklarını götürüp gömmüştüm.. bu juniorlar geçtiğimiz pazar öğümceden geldiler...sökülmelerinin üzerinden sadece saatler geçmişti.anında tükettiğimizden hiçbir yemeğe konu olamadılar ..ama çok arsız bitki oldukları için geldikleri yerde onlardan bir ordu olduğunu biliyorum...
baharatlı ekmek cumaya kaldı.......aktardan aldığım başka bazı baharatları da ekleyerek cumaya pişireceğim inşllh.

22 Ocak 2008 Salı

bir zeytinyağlı bin fikir



hayatımdabelki de ikinci kez zeytinyağlı yaprak sardım.ilkini de hatırlamıyorum ama opsiyon olarak bıraktım.alengirli işler bana göre değildir sanırdım hep.oysa hiç de öyle değilmiş.burada tijen hanımın bir önceki yazıma yazdığı yoruma atfen diyorum ki evet değişim,dönüşüm güzel şey,hele de rotanız iyiyeyse...

zeytinyağlı sardım o da beni sardı....neler geçti kafamdan bu işi yaparken..annemi anladım belki de ilk defa bu kadar yürekten,sonra her yemeğin bir ruhunun olduğunu kavradım,sonra da daha sık zeytinyağlı yaprak sarmam gerektiğini:))

annemi anladım;

çok iştahlı olduğum ergenlik çağlarımda ki o zamanlar 7o kilo civarlarında dombili bir kızdım:)) okuldan aç bi ilaç eve döndüğümde üzerimde ne varsa savurur derhal mutfağa koşardım.sevdiğim birşeyler pişmişse eğer, sevincimi hesab edin.yok eğer değilse zeytin peynir ekmek yeterdi ve bir de domates eğer mevsimiyse tabii..en çok sevindiğim şey annemin zeytinyağlı dolma pişirmesiydi.eve gelip savrulup , 'anneeee! yemekte ne var ?'dediğimde eğer annem;' yemek balkondaki tencerede' derse anlardım ki zeytinyağlı var soğumak için balkonda...

nasıl yerdim .nasıl.....

o zeytinyağlıyı yerken ,annemin onu sararken neler düşündüğünü hiç hesaba katmamamışım yıllarca.taa ki kendim iki kez anne olana,35imi geçene,iki çocuğun okul yolundan dönüşlerine şahit olana kadar...tıpkı benim gibi aç dönüyorlar onlar da:))ve her dönüşte hoşlarına giden bir yemekle karşılamak istiyorum onları,sevdiklerini yiyince nasıl bir memnuniyet duyacaklarını biliyorum kendimden..

nitekim öyle de oldu.daha arabada sordular;
-' anne yemekte ne var?'
-''sıkı durun.zeytinyağlı yaprak sarmaaaa''dediğimde inanamadılar.
-''yengem mi pişirdi? ''
-''yooo:))'' şeklinde devam eden sohbetimiz evde tencereyi görmeleriyle tatmine dönüştü ve bol bol yediler..(ne kötü anneymişim)

bunun kadar hoşuma giden, yaprakları sararken yıllar evvel yaprak saran annemle birebir aynı şeyleri hisettiğimi anlamamdı.annem de aynısını düşünüyordu bunu yaparken;

''çocuklarım gelecek ve bunu görünce çok mutlu olacaklar'' MUTLU OLACAKLAR...

en basit ifadeyle amaç bu işte...çocuklarımın yerken gözlerinde hatta dudaklarındaki mutluluk benim eski zamanlardaki mutluluğumun tupkısının aynısıydı..benim yüreğimdekiler de annemin tıpkısının aynısı..sanki ben annemdim..çocuklarım da ben..tuhaf ,çok tuhaftı..

henüz pişirmeyi denemediğim birşeyler daha var ve ben bu duygusal kosmosta kesin kendimi kaybederim herhalde onları da pişirirsem:))))

neyse şimdi zeytinyağlı için gerekli malzemeleri sayıp gülünç olmak istemiyorumsa da malzeme listesine kattığım bir kaç şeyi ekleyebilirim sanırım.

bir adet sofra altı örtüsü
bir adet tv (37 ila 107 ekran arası farketmez)

bir adet kumanda

kumandayı değiştirmek için bir adet temiz elbezi(eliniz yağlıyken dokunmamak adına))

bir de başlamadan önce bilimum kişisel ihtiyaçlarınızı mümkün olduğu kadar gidermek..

21 Ocak 2008 Pazartesi

kayseri çemeni


bu ne yaman çelişkidir,acısından inlediğim çemeni yemeye de doyamadım))şimdiye dek yediklerimin ötesinde leziz bir çemen oldu.ve tabii acısından da öte bir acı oldu)).tarifi aldığım sevgili miyatür hocam hem kayserili ve hem de usta bir ahçı olması nedeniyle gözümü kırpmadan ''yaparım ben bunu dedim''.pastırmanın etrafına sürülen çemenin bu olduğunu söyledi kendisi.
dünki çemen yazımı çemenden bağımsız mevzularla yeterince uzattığım için bu gün kısadan tarife geçiyorum;
250 gr acı pul biber (yaklaşık 2 su bardağı)
200 gr tatlı toz biber(yaklaşık 1.5 su bardağı)
2 çorba kaşığı kimyon
1 tatlı kaşığı karabiber
1 tatlı kaşığı tuz
15 diş sarmısak (irice olanlarından)
2 ,5 su bardağı su
yarım su bardağı zeytinyağ
1 su bardağı kadar dövülmüş ceviz içi.(arzuya bağlı tarifte olmamasına rağmen ben kattım.iyiki de kattım))


bütün toz baharatları ve pul biberi bir kapta iyice harmanladıktan sonra havanda ezdiğim sarmısakları katıp karıştırmaya devam ettim.ardından suyu yavaaaş yavaaaş döküp her defasında yedirdikten sonra ilave etmeye devam ettim.macunumsu bir kıvama gelince üzerine halis muhlis sızma zeytinyağ ekleyip son kez karıştırdım..tattım...hmmm! bir daha tattım...hmmm! sanırım biraz ceviz hiç fena olmaz diyerekten bir su bardağı cevizi boca ettim içine.şu cesaretime hayran kalmışımdır daima.bre kadın hiç düşünmez misin ,velev ki uymadı))çok defalar başıma ne işler gelmiştir şu gözü karalığım yüzünden ama huy bu hani can çıkmadan çıkmayan şey))
neyseki uydu pek de güzel uydu hem de.bu ölçüden 1 kg lık kavanozdan biraz fazla çemen elde edebilirsiniz.ben ölçülerin yarısını aldım yine de neredeyse 6 aylık çemen ihtiyacımızı karşılayacak kadar elde ettim.

20 Ocak 2008 Pazar

kayserili çemen ve endülüslü zidyar


Adetimdir.okuduğum kitabı eğer sevmişsem döner döner tekrar okurum.bütününü okumadığım zamanlarda da sayfa aralarını karıştırır bahtıma ne çıkacak diye şöyle göz gezdiririm.bu gün elime ahmet baydar'ın ''endülüslü zidyar''ı geçti...


hazır günün bir kısmında baharat kokularına gark olmuşken,hapşıra tıksıra çemenimi yapmışken ve de başka başka diyarlara kısa turlar düzenlemişken(demiştim baharat kokularının beni başka mekanlara taşıdığını dünki yazımda:)).ebdülüslü zidyar cuk oturdu bu ahvale..


ibn_i arabi'nin hayatından kesitler anlatan kitap, aynı zamanda dönemin tarihini,sosyal ve siyasi olaylarını da içine almış.ve tabii can damarı arabi'nin kafasına takılan bir tek soru..ilk gençlik döneminde kafasına takılan sorunun peşinden giden arabi nihayet memleketler hatta kıt'alar gezdikten sonra vefatından az evvel teorisini şekillendirmiş...bu süre zarfında öğrendiği bilgilerle de bildiğimiz muhyiddin ibn-i arabi olmuş. islam ve tasavvuf alimi ibn-i arabi... sorusuna gelince o hepimizi ilgilendiren ama büyük çoğunluğumuzun irdelemek hatırına bile düşmeyen bir mevzu;


kadın erkek ilişkisinin görünen yüzünün ötesinde görünmeyen yüzünü yani batıni manasını aramış arabi,yıllarca,yollarca,alimlerce...


hepimiz biliriz iki cinsin cinsel anlamdaki birlikteliğinin temeli,haz,çoğalma dürtüsü,fiziksel ihtiyaçlar ilh.... kaynaklıdır..peki bunun batıni nedeni nedir?neden cinsler biribirlerini çekerler .. yıllarca kafasını meşgul eden bu sorunun devamına ;neden cinsel ilişki akabinde gusl etmek şartı vardır?sorusu eklidir..


madalyonun öte yüzünü merak eden arabi ;kitabın neredeyse son sayfasında TEORİSİNİ açıklar...

hadi teorisini ondan dinleyelim;





peygamber(sas) 'bana dünyadan 3 şey sevdirildi' dedi;

kadın,güzel koku ve namazı andı..ilkolarak kadını anması ,onun erkeğin parçası olmasındandır..bu nedenle bir erkeğin bir kadına şevk duyması,bütünün kendi parçasına şevk duyması türünden bir şeydir.

meselenin daha açığı şudur;

Allah insana kendi ruhundan kattı.bu nedenle ona değer verip muhabbet etti ve meleklerine de secde ettirdi..şiddetle ona kavuşmayı istemesi kendinden ruh taşıması nedeniyledir.bu ancak onun maddi varlığından sıyrılmasıyla mümkün olur.kadını ise erkekten yarattı..erkek bu nedenle ona kendisine duyduğu şevkle özlem duyar.kadın da birşeyin kendi yurduna duyduğu özlem türünden bir şevkle bağlanır erkeğe..

ilişki işte bu farklılaşmadan ortaya çıktı.kadın erkekten erkek de tanrıdan olduğu için,erkeğin kadına özlemi,Tanrının insana özleminin temsilidir..kadın kendi aslı olan erkeğe nasıl muhabbet duyarsa erkek de kendi aslı olan Rabbine öyle muhabbet duyar.Allah kendi sureti üzre olan erkeği nasıl severse ,erkek de kendi sureti üzre olan kadını öyle sever.zaten sevgi ,ancak varlığı kendisinden olan şeye yöneliktir.

kadına muhabbet duyan erkek ona kavuşmayı diler.bu maddi oluşum içinde de eşlerin birleşmesinden daha mükemmel bir kavuşma türü yoktur.bu mükemmellik erkeğin kadında bulduğu şeyin Tanrıdan başkası olmamasındandır.bu Hakka tanıklığın en yetkinidir.

işte bu nedenle Tanrı kullarının kendisinden başkasıyla kavuşarak en büyük haz ve lezzeti duyduklarını sanmalarını istemez.başkasından kendisine dönsünler diye de boy abdestiyle arınmalarını ister.birliktelik neticesinde kadın ve erkeğin tüm bedenine şehvet yayıldığı için de bedenlerinin tamamını yıkamalarını emreder...

her kim bir kadına ,onda gördüğü hak tanıklığından dolayı muhabbet duyarsa ,bu tanrısal bir sevgidir.her kimde yalnız şehvet yoluyla sevgi duyacak olursa ,bu muhabbetin ilahi olduğunu bilmekten mahrum kalacağı için,onun sevdiği kadın da ruhtan yoksun bir suret olarak kalır...

FUFUSU'L-HİKEM.(hikmetin yüzük taşları adlı kitaptan:)

neyse bu arada ben de çemenimi yaptım bitti ama orta halli bir acı istememize rağmen satının bize verdiği zehir acısı pulbiberler hepimizi yerken 'yandım Allaaaaaah ' diye ünletti:))

aynı mantıkla bakarsak ben de şunu merak ediyorum;

yerken yana yakıla inlediğimiz acıyı neden seviyoruz acaba?bunun arkasında yatan nedir?

bu arada 'sufi tıbbı' adlı kitapta acının bize verdiği acıyı hafifletmenin en iyi yolunun yoğurt yemek olduğunu öğrendim.su değilmişşş:))


yazıyı o kadar uzattım kiii,tarifi gidip mutfaktan alacak mecalim kalmadı :)) onu yarın sıcacık çemenli ekmek kılığında kahvaltı sofrasında resimleyip tarifini de o zaman yazsam?



19 Ocak 2008 Cumartesi

Beni bu mistik kokular mahvetti


bugün ailecek eminönü gezisi yaptık.arada deniz aşırı seyahat ve eminönü krizim gelir..almak istediğim ama en tazesini mısır çarşısı civarında bulabileceğimi düşündüğüm bir kaç baharat(günlerdir kayserili olan minyatür hocamdan aldığım çemen tarifini yapmak için yanıp tutuşuyorum:)).. minik bir fermo ziyareti bunun dışında tezgahlardan sarkan herşeyi mıncıklayıp kurcalamak ,kuru kahveci mehmed efendinin önündeki o mistik kahve kokusunu içimin derinliklerine çekmek falan filan..en büyük zevklerimdendir.
.aynı şey baharatlar için de geçerli tabii... saniyelik zaman diliminde bile olsa hani filmlerde gördüğüm casablanka'nın o karanlık dehlizlere benzeyen ara sokaklarında yürüyüp geliyorum:))ruhuma iyi geliyor..




kakule bile aldım:))o nasıl bir aroma katar öyle, çaya hatta kahveye...




keki sevmem sanırdım.damağıma hitab eden bir keki daha evvel tatmadığımdanmış bu önyargı.
geçende pişirip olduğu gibi kursa götürdüğüm haşhaşlı-limonlu kekten pişirdim yine.demiştim ; neden iki dilim eve ayırmadım.pişmanım. diye ya:))
bu güzel gezinin ardından ne iyi giderdi? sıcacık bir bardak çay veee iki dilim limonlu haşhaşlı kek tabii kiii:))
tarifiniCenk'den den aynen alıııp buraya yapıştırıyorum;
Limonlu Haşhaş Tohumlu Kek

Malzemeler

2 su bardağı un
1 çay kaşığı kabartma tozu
1/4 çay kaşığı tuz
3 çorba kaşığı haşhaş tohumu
125 gr. tereyağı (oda sıcaklığında, yumuşamış)
1 su bardağı şeker
1/2 su bardağı krema
2 çorba kaşığı limon kabuğu rendesi (2 adet limon)
4 yumurta
1/4 su bardağı ayçiçek yağı
2 çorba kaşığı limon suyu
1 çorba kaşığı vanilya özütü (vanilla extract)
2 çorba kaşığı reçel

Yapılışı
Fırınınızı önceden 175 C’de ısıtın. 30×10 cm’lik bir kek kalıbını yağlayın ve unlayın.
Unu, kabartma tozunu ve tuzu geniş bir kaba eleyin. Haşhaş tohumlarını ekleyip karıştırın.
Başka bir karıştırma kabında tereyağını, şekeri, kremayı ve limon kabuğu rendesini iyiçe çırpın.
Teker teker yumurtaları ekleyin ve her ekleyişte tamamen karışmasına dikkat edin.
Ayçiçek yağını, vanilyayı ve limon suyunu ekleyin ve karıştırın.
Unlu karışımı ekleyin ve bir spatula yardımıyla unlar tamamen kaybolana kadar (mümkün olduğunca az) karıştırın.
Fırında 55 dakika pişirin. Kalıptan çıkardığınız kekin tepesine reçelden sürüp soğumaya bırakın.




18 Ocak 2008 Cuma

benim yakışıklı diyet yemeğim))


Bugün mutad cuma toplantımız vardı.ne menüye ve ne de yediklerime hiç mi hiç değinmek istemiyorum.Tamam sofradaki herşeyden yemedim ama bi şeyin hepsini ben yedim desem:))
neyse bütün diyetler cumartesi başlamaz mıydı?o olmazsa pazartesi, o da olmazsa haftanın bütün günlerinin peşine bir ''tesi'' ekleyip yeni başlangıçlar yapabir miyiz acaba:))
hani doktora giden şişman adamın hikayesini hepimiz biliriz;
diyet listesini eline alıp doktorun yüzüne şaşkınlıkla bakar vee
-bunları yemekten evvel mi yoksa sonra mı yiyeceğim ?der yaa.yukardaki tabak ta benim toplantıda yediklerimden sonraki diyet tabağım oldu evde:)
zaten iliğimle düğmem birbirine küsmüşken mükellef masalara konuk olmak akılkarı değildi..
irade irade nereye kadar?
kurbandan ayrılmış söğüş dil yanında soğan halkaları ve maydanoz.tatları bir yana aynı karede bile nasıl da yakışıklı duruyorlar :)
şu sıralar ilgiyle okuduğum ''sufi tıbbı'' adlı kitapta incelmek için bir kaç formüle rastladım.henüz gerekli malzemeyi temin edecek vaktim olmadı ama mutlaka deneyeceğim. birini aynen yazıyorum;
(aşırı iştahı söndürmek için)
1 çay kaşığı kedi otu kökü
1 çay kaşığı hindistan cevizi ağacı tohumu
hazırlama:
her ikisi de ince pudra kıvamına gelinceye kadar öğütülür.
doz ; yemeklerden yarım saat önce 1 fincan su ile 1/6 çay kaşığı karıştırılarak içilir.
diyor kitap.bakcez artık:))

17 Ocak 2008 Perşembe

Korkunç gelişmeler ve çölde tuzlu fıstık diyeti

Evde ve dışarıda genellikle hiphap takılmayı tercih eden ben,bugün kursa giderken’’ hadi az derli toplu giyinelim’’ deyince olanlar oldu.bi baktım ki pantolonumun iliğiyle düğmesi arasındaki mesafe neredeyse Leyla ile mecnun’un aşkına dönmüş.kavuşmak için can atan ve lakin esas kızın ailesi (benim yağ kitlesi) tarfından engellenen iki aşık misali..(metindeki edebi sanatı bulunuz.ve bana da bildiriniz:))tabii eğer varsa..serde yarım bırakılmış bir edebiyat fakültesi var yaa arada depreşir böyle:)
İliği düğmeye kavuşturdum kavuşturmasına daa, cendereye girmiş gibiydim ve ben ,ben olalı böyle havası alınmış konserve kutusu gibi dolaşmaya dayanamamışımdır..insan nefes alınca, onun nereye gittiğini de bilmek istiyor yaww:)
geriye doğru olaylar zincirini takibedince bu durumun nedeni ortaya çıktı tabii;
sen ye brownie’leri, çarşaf böreklerini , tartları , kekleri efendime söyleyeyim brioche’ları hem daha bunlar ara öğünler bi de esas öğünler var.yetmezmiş gibi makarna yap ! ye.ben makarna sevmemki aslında, sırf sadece kendim yaptım diye iki tabak yenir mi?
Şimdi bana bi çölde tuzlu fıstık diyeti lazım.o ilik o düğmeyle aşk tazeleyinceye kadar cezalısın leyya! (cezalıyım içses!!)
Kek! caaanım kek.benim keklerle başım hoş değildir aslında.ama haşhaş deyince akan sular durur.hele de samsun’un sarı sarı, taze çekilmiş haşhaşı...koklarken bile zevkten kafayı bulabilirim.
İşte bu da haşhaş tohumları aşkına ve de cenk beyin tavsiyesi üzerine denediğim kek;




(tarttan bütünlemeye kalınca , kurtarma yazılısı babından:))
Evde tüketilemeyeceğinden endişe ettiğim için onu pişirip elimi bile sürmeden (dilimleyip resimlemek dışında:)minyatür kursundaki arkadaşlara götürdüm .arkadaşların yaş ortalaması benimkinin yarı misli :)) ve çoğuda gurme sayılabilecek damağa sahipler.ilk dilime uzanan ...... hnm kerhen;
-şu dilimin yarısını alayım. deyip ilk ısırıştan sonra kısık sesiyle ;
-Ben şu kalan parçamıda alayımmm..diyerek alıp gitti..onu gören başka bir arkadaş;
-ben de tadayım. deyip bir dilim aldı;bunun içinde krema var!!! derken gözbebeklerinin büyüdüğünü gördüm:))
Gurme gibisin maşllhhh!dedim gülüştük:)

orijinalinden yarım ölçü daha fazla pişirdiğim kekten kala kala ortadaki kırıntıyla sağlam bir dilim kaldı.onu da ............... hnm eşine götürmek üzere ayırdı:))(ne aşklar var beaaa:)).kekle arası olmayan ben bile yemekle kalmayıp bide güzel pişman oldum.insan evde 2 dilim ayırır !gerçekten pamukumsu dokusu,haşhaşların o sevimli çıtırtısı ve kremasıyla bundan sonra yapmaya devam edeceğim cheesecake'ten sonraki tek kek olacak.
hanımlar arasında kulaktan kulağa yayılan kekin lezzeti hakkındaki sohbet bitince sıra tarife geldi.ben çıkarken herkesin paspartusunun bir kenarında ‘’cafefernando.com’’yazılıydı:))

Tarifi için ; BUYRUN...

16 Ocak 2008 Çarşamba

evde makarna faaliyeti

sabah sabah tv nin karşısında vakit öldürürken
-kalk kız !kalk şurdan da işe yarar bir faaliyet yap !!otur otur nereye kadar!!dedi içses

-iyi tamam daa ne yapalım içses. dedim.

düşündük taşındık bugün evde makarna yapalım dedik.(sahi sahi aynı bedende iki kişi olmaya başladık biz bu içsesle:))

uzatmayalım kalktık 250 gr kadar ıspanağı bir bardak kadar suyla haşlamaya bıraktık.ıspanak ne alaka mı?2 nedenimiz vardı.biri ev ıspanaktan yıkılıyordu,ikincisi makarnamız yeşil olsun istemiştik.biz böyle neden niçin diye düşünürken ıspanağımız haşlanmıştı bile.evvela suyunu aldık ardından da ıspanakları süzgeçten geçirerek posalarını aldık.ekmek makinesinin haznesine koyduk.ardından 2 yemek kaşığı sıvıyağı az tuzu ve 3 su bardağı kadar da unumuzu ekledikten sonra yoğur(ttur)maya başladık:))ekmek makinesi şart değil tabii ki evelden makine mi vardı yoğururduk elcağızımızla.
yoğrulan yeşil yeşil hamuru alıp tezgaha yatırdık ve işlem başladı.bezelere ayırdığımız hamurun altını üstünü unlaya unlaya açtık.bu arada hamuru da az daha sertleştirmiş oldu ki bu gerekli birşeydi.( ciddi ciddi iki kişiymişiz kaptırmış gidiyorum...sen git yat içses!ben devam ederim:))
bezelere ayırdığım hamuru bayağı bayağı açtım :))hamur açma özürlü biri olarak işi oldukça ilerletmişim.o kadar hoşuma gitti ki 10 tane daha olsa da açsam dedim o derece yanii.(Nino haberin olsun yakında su böreği işine giriyorum:))
açıp aralarını unlayarak üst üste istifldiğim hamuru bıçak yardımıyla (ilk defa rulete işim düştü o da bende yok) 1 cm kalınlıkta şeritler halinde kestim.yok efendim ben ince bir bayanım şeritlerimi de ince ince kesmek isterim derseniz buyrun ama o şeritleri biribirinden ayırırken beni hatırlayacaksınız.''dediydi'' diyeceksiniz.(ahanda buraya yazıyorum:))
şeritleri ki artık fettucine şeklini almışlardı..teeek teeek ayırdıktan sonra gazete kağıdı üzerinde hafif kurumaya bıraktım


(sanki ordu doyuracam.kim dedi bu kadar yap diyeyse artık:))
bir saat kadar kurumaya bıraktıktan sonra (nasıl zor geçti o bir saat anlatamam)unlarını silkeyerek ,kaynayan, az sıvıyağ ve tuz katılmış suda haşladım.



süzdümmm;


vee tereyağla bir iki çevirdimmm.

servis önerisi yok.zaten bende tencereden yedimmm:))

15 Ocak 2008 Salı

sabah sabah kek'i

sabah sabah piyangodan pasta çıktı bize. sanki ben pastacıyım.töbe töbee!!!hem çekiliş yaparlar.git hediye al anne!!tmm alırsın.evde unutur götürmez zamanında.örtmen ceza olarak pasta getireceksin der.yine anneeeeeeaaa!!!

gece gece pandispanyasını yapıp bıraktım fırında.sabah yarı gözüm kapalı şeftali suyuyla ıslattım.ne alakaysa:))bişeyler çırpıp sürdüm arasına sanırsam beyaz creme ole miydi neydi.bi de fındık fıstık çikolata parçaları koydum.kapattım kapağını .üstünü de sütle ıslattım maksat 'ben'lik olsun:)bir de hazır çikolata sosunu gezdirdim miydiii.tmm dır.hazır mamullerle pasta yapmasını çok da sevmiyorum .hafif naylonumsu oldu ama sabahın ilk ışıklarıyla kalkıp yapınca ancak bu kadar olurdu:))
pandispanyasını da nasılsa çocuklara gidecek diye yağlı yüzlü yaptım.hoplar zıplar eritirler:))

pandispanya tarifi;
4 iri yumurta
1 su bardağı şeker
1 su bardağı ve iki yemek kaşığı un
3 çorba kaşığı kakao
1 pk vanilya
6 çorba kaşığı yoğurt
1/2 su bardağı sıvı yağ

bildiğimiz usul ; şeker yumurta çırpıldı , ardından sıvı malzemeler,onların ardından da katı malzemeler süzgeçle elenerek karışıma yedirildi..yağlı kağıtla kaplanmış kalıpta ,170 derecede, yarım saat civarı pişti..
özlü bir kek oldu bu,yağ ve yoğurt nedeniyle bildiğimiz o süngerimsi doku değil.ama ben şahsen böylesine özlü dokuyu daha çok seviyorum.
tarif aldığım linki eklemeyi unutmuşum.özürle birlikte bağlıyorum;
BURADA pek çok pandispanya seçeneği var.değişiklik isteyenler uğrayabilirler.