14 Aralık 2008 Pazar

keçe çalışmaları

kaç gündür sayfamı acayip bir endişeyle birlikte açmaya başladım.sebebi en son postta bulunan etler....her defasında sanki kokuşmuş et manzarasıyla karşılaşacağım gibi şizofren-paranoid bir gelgit yaşıyorum.ve her defasında ''şükür hala kırmızılar'' diyorum.ama bünyem deha fazla dayanamayacıgını haber verince yeni yazı şart oldu .

konu zaten belii));

aplikeler....keçeler....

çok faalim bugünlerde hernekadar sayfama yansımasa da.. nedenini son bir kaç gündür içtigim bitki çayı kombinasyonuna bağlıyorum.tee ne zaman aldıgımı hatırlamadığım yeşil çay ve biberiye ikilisini katıştırıp içine tarçın ve limon sıkarak içiyorum.kafam ve bedenim saat gibi Allahıma bin şükür))hatta arada bedenime hopp!! ağır olll! yetişemiyorum sinyalleri gönderesim geliyor...mesela dün gece sabahladım..nedeni işte bu serbest yuvarlaklar...
nası bi zevk anlatamam. buldugum herşeyi yuvarlayıp kesmek istiyorum..aslında tam anlamıyla yuvarlak sayılmazlar.serbest yuvarlak diyelim biz ona)).rüyamda bile serbest daireler çiziyorum.dün gece sabaha kadar elimin altındaki kumaşları,keçeleri,kaşeleri,polarlarları kesip kesip birbirine iliştirdim.sabahın saat 6sında gözlerim kançanağı ,ama içim sepserbest yusyuvarlaktı))bacaklarım ise yürürken sekiz çiziyordu...



bugün de aylardır üşendiğim bişeyi yaptım ,nası bi yük kalktı üstümden...çalıştıgım odayı pislik (annadınız siz onu))götürüyodu..ki lulu en canlı şahidimdir...üstüme üstüme gelen bütün eşyaları odadan çıkartıp daha çalışılır bir hale getirdim burayı .hatta oda odalıktan çıkıp atölyeye dönüştü...inanılır gibi değil ama artık nohut oda bakla sofa bayağı bayağı bir atölyem var!!patron muyum neyim)))
sondan bir önce ,bir kaç çanta tasarımı var;




işin en sevdigim kısmı bu aslında ... orasına burasına topluiğnelerle bişeyler tutuşturup karşısına geçip izlemek...


son olarak bizden bir haber; değerli mahdumem ,ağır abla kızım lutfedip, nihayet yaptığım bir çantayı beğendi...ve o saadet anının başdöndürücü etkisiyle sana bundan yapiiim mi annecimmm!şeklinde verdiğim tepkinin sonucu olarak bayramın birinci gününün sabahında makine başındaydım!!ama bitişi bayram sonuna kaldı..vee onlar erdiler muradına biz çıkalım kerevetineeee....(bu kerevet nerevet bişeydir acaba?şimdi soracam ,Allah bilir halenzenin ya da lulunun sayfasına yönlendirecek gogıl efendi. madara eder bunnar beni..cixx sormuyorum..)


10 Aralık 2008 Çarşamba

evimizde et döner yapalım

hani bazı aile tipleri vardır;eşlerin biri dışarda yemeyi severken, ötekisi ısrarla taştan olsun evden olsun mantığı taşır.işte bu durumda dışarda yemeği seven taraf evin annesi ise, dışarıda yemeği sevdiği yemekleri ev ortamına taşıma girişimlerinde bulunur.. (şayet bahse konu kişi baba ise muhtemelen mutfak bilgisi gayet iyi olup evin annesine benzer tepkiler geliştirecektir..yok eğer değilse umduguna değil bulduğuna razı olmak durumundadır))
neyse olayın bizim eve yansıyan boyutu aşağıdaki şekildedir...ve ev usulü döner evin annesinin elinden çıkmadır;

hazır kurban bayramı iken umuyorum ki bir çoğumuzun evinde kestiği kurban etinden çıkan bonfile parçaları mevcuttur.işte bunlarla dileyen evde döner faaliyeti gerçekleştirebilir..

öncelikle döverek incelttiğimiz bonfile parçalarını bir folyo üzerinde boşluk kalmayacak biçimde dikdörtgen şeklinde diziyoruz...

dizdiğimiz etlerin üzerini rondoda suyunu çıkartıncaya kadar çektiğimiz soğanla tamamen kaplıyoruz.ardından tuzunu ekliyoruz

küçük bir kapta baharat karışımımızı hazırlıyoruz.bunun için biraz karabiber,biraz kimyon,biraz kekik,biraz da sarmısak tozunu karıştırıyoruz...

baharat karışımını etlerin üzerine hertarafını kaplayacak şekilde döküyoruz

şimdi sıra etimizi mümkün olduğu kadar sıkıca rulo halinde sarmada....

son olarak rulo halindeki etimizi altta kalan folyo ile yine sıkıca sarıp sarmalıyoruz..bitti mi hayııırrr!!!sardığımız ruloyu bir kez de streç filmle sıkıca kaplıyoruz yoksa bütün dondurucu öğkkk!!şeklinde kokacaktır)))anlaşıldığı üzere sarıp sarmaladığımız etimizi dilediğimiz zaman kullanmak üzere dondurucuya yerleştiriyoruz...

şimdilik sadece dönerimizin hazırlık aşamalarını yazabiliyorum...şükürle birlikte yediğimiz kavurmaları hazmedip eti özlemeye başladığımızda size pişirme aşamalarını da göstereceğim inşllh...

(devamı burada )

bu arada bayram mesajı yazmadığımın farkındayım;

herkesin kurban bayramını kutluyorum....

3 Aralık 2008 Çarşamba

çantalarım ve ailecek hoşluklarımız:))

(üstteki börek son anda yazıya eklenmiştir.tarif yakında gelecektir...)

şu sıra adım iki de bir trafik kazalarıyla anılır oldu evde.zira geçen bir ay içerisinde iki adet orta çizikli trafik kazasına karışmış bulunmaktayım..(öncekileri ayları hiç saymıyorum:))tabii ki bunlarda da benim hiiiç suçum yoktu!!!(ilkinde garaj duvarı yanlış yerde duruyordu:))) ikincisinde gıcır bmv kötü parketmişti!!!

geçen sabah çocukları okula bıraktıktan sonra eve normal olarak varış saatimden 30 dakika daha erken dönünce eşimin donuk bir bakışla birlikte ;
''hayırdır!!eve neyle geldin?''sorusuyla karşılaşınca ''bu sefer teyyareyle çarpıştık sağolsun beni eve kadar bıraktı''cevabını verdim..o an ikimizin de koptugu andı:))

başka birgün eminönünde dolaştıktan sonra son olarak balıkçıların ve manavların bulundugu sokaga girip bir iki eksiğimizi tamamlayalım dedik.eşim manavdan alışveriş ederken ben makinemi çıkarıp kocaman hünnapları resimlemeye başladım.yanımıza sessizce sokulan va yaşı rahat rahat 80 civarı olan teyzemiz hünnapları gösterip titreyen sesiyle eşime

'evladım bunlar neye iyi geliyormuş?''diye sordu.. eşim gülümseyerek;

''teyze tırnak uzatıyormuş''dedi..

teyze şaşkın !!nalaka!!der gibi 'Allah Allaaaahhhh '' çekince bizimkisi;

'hayata biraz daha tutunabilmek için'' cevabını verdi..... teyzemin bi gülüşü vardı ki :))))


bu sabah oğlumu öperek uyandırdığımda mahmur bir ifadeyle yüzüme bakıp

'rüyamda bi at beni öptü !'' dedi.''o at bendim''deyip ,bana at dediğine pişman oluncaya kadar teptim onu yatağında:)


mahmur kızım bir sabah erzincandan gelen keçi postu içerisindeki tulum peynirini buzluktan çıkarmış bıçak yardımıyla deşe deşe:)))çıkartıp tabağa doldurmaya çalışan eşimi görünce dehşet gözlerle bi süre olayı izledikten sonra;

''bana, bu neaaa!!!kedi miiii?:)))demiş bizi de bayağı bi güldürmüştü:))...



veaaa çantalarımmm...

her iki siyah çanta da sipariş üzerinde dikildi ..



gedikpaşada dolaşırken bir han girişinde çuvallara tepilmiş renk renk kırpık deri parçaları gördüm. durabilir miydim?bittabii hayır))çuvala melül melül bakarken handan biri buyrun diye bizi bir üst kata çağırdı...çıktık..aman Allahım kırpık deri cenneti diye bi yer varsa ahanda burasıdır))bayıldım ve görebildiğim her renkten bir kaç parça aldım tabii....bu çantadaki çiçeklerin siyah kısımları işte o deri parçalarından mamuldür))









üç kuruş fazla olsun kırmızı ve de kocaman olsun..

29 Kasım 2008 Cumartesi

amaninde amaniniiiii hanimiş benim çantalarım....

ehem ehem çakma burberyys çantam))
sevgili halenzenin verdiği fikirle yukarıdaki çantanın yanına ufacık bir telefonluk ekledim...çok şirin oldu.
aman Allahım bu çantadan ayrılmak çok zor olacak(((
mor katili makinem en sevdiğim rengi böyle abuk resimledi...benim hiiiç suçum yokk))

neyse ki makro çekimle birazda olsa karizmanın üzerindeki çizik azaldı))
inekcanın da yanıda telefonluk iliştirdim. bozuk para kesesi olarakta iş görür ...
aşağıdaki siyah keçe çanta çok sevdiğim hamide arkadaşımın;




26 Kasım 2008 Çarşamba

Mutlu Yıllar MANOLYAM!



CANIM ABLACIM, BİRİCİK MİS KOKULU MANOLYAM! DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN! RABBİM AİLEN VE SEVDİKLERİNLE BİRLİKTE HAYIRLI HUZURLU MUTLULU BİR ÖMÜR NASİP ETSİN! SENİ EN KISA ZAMANDA MARKALAŞMIŞ OLARAK GÖRMEK DUASIYLA.. KARDEŞİN LULU :)



24 Kasım 2008 Pazartesi

Çikolatalı Muffin ve Lahana Turşum :)


mutfak sezonunu açtım Allahıma bin şükür:))çoluk çocuk kimde pasta masta babından bişey görseler içleri gider olmuştu..küçük; annee bize de bundan yap diye sızlarken büyük ;ama annem bize pişirmez kii:((diye serzenişlerde bulunmaya başlamışları..yazık benim güzel yavrularıma deyip bu hafta iki kez şekilde gördüğünüz kekciklerden (muffin mi denirdi bunlara acep:))pişirdim.sevindirik oldular hatta ikincisi yoğun istek üzerine tekrardan pişirildi.(tavsiye;çoocukları bi müddet pastasız biraktınız mı kek dünya tatlısı geliyormuş onlara:))
hiiiii!!! şimdi hatırladığıma göre tarifi aldığım sayfayı unutmuşum..oysa gidip teşekkür edecektim. tüff!!bilen varsa lütfen bana hatırlatabilir mi?Alahtan tarifini o an elimin altında buldugum kıytırık kağıda not etmişim ,yoksa o da gicekti elden..
tarifi yazıyorum elbet nerden aldığımı da bulurum birara;

2 yumurta
4 kahve fincanı şeker
2 kahve fincanı sıvıyağ
2 kahve fincanı yoğurt
6 kahve fincanı un
1 pk kabartma tozu
3 çorba kaşığı kakao
1 su bardağı damla çikolata
yarım su bardağı hindistan cevizi (ki bu benim eklememdir)

Yapılışı:yumurta şeker boooolca çırpılır.yoğurt sıvıyağ eklenerek çırpmaya devam...un kabartma tozu kakao elenerek en düşük devirde karışıma eklenir..son olarak çikolata ve hindistan cevizi tahta kaşıkla karıştırılarak karışıma karıştırılır:)))
möhüm bilgi;
benim muffin tepsisi 12 lik ve her bir muffin kalıbına yerleştirdiğim kağıt kek kalıbına neredeyse tepesine kadar dolu dolu kek hamurunu paylaştırdım.(ne dedim ben şimdi anlayan var mı acaba):)ve ilk kez bu kadar şekilli şemailli keklerim oldu.evelden taşar da tepsiye yapışır korkusuyla kalıplara az az kek hamuru koyar onlar da pişince yayım yayım yayılır sonra da neden benim keklerim başkalarının ki gibi yakışıklı olmaz diye dövünürdüm))demek ki neymiş,cesur yürek olmak lazımmışşş!!
ama mühim bilginin en can alıcı noktası bu değil tabii;
ilkinde kalıplara bol bol yerleştidiğim kek hamuru çok az artınca onu ne yapsam diye düşünürken parlak fikrim yolumu aydınlattı ve kalan kek hamuru bir cam kaseye dökülüp abileri ablaları fırında pişerlerken mikrodaga yolunu tuttu...sadece ve sadece 1.30 (yazı ile bir buçuk:)) dakika sonra enfes bir şey çıktı mikrodalgadan.hani şu marketlerden alıp bayılarak yediğimiz brownieler var ya tadı aynısının tıpkısı bişey oldu...dün aşkam yeniden pişirirken yine artanı bir kaseye boşaltıp yine mikroladgaya koydum.yine 1.30 dakikada pişti yine çok kabarık yumuşacık enfes bir brownie tadında kek oldu.bir ara fotosunu alıp arkadaşlarla paylaşırım diye bir köşeye bıraktıgım kase ne yazık ki bir süre sonra makinemle gitiğimde içinde kek yerine kullanılmış bir tatlı kaşığı ve bir kaç kırıntı şeklinde beni bekliyordu:))yarasın koçuma deyip yutkundum gari:))

kışlık turuşum da tmm dır yine Allahıma bin şükür...

lahanalar köyden...yeşil domatesler de köyden...kırmızı biber ve havuç pazardan...turşukur marketten...su evden...işte turşumuzzz:)))

Mim nun..:)korkunç hayallerim!!

bir kaç mim var bekleyen onları cevaplayıp çantalarıma dönüyorum))




ilki lulunun mimi.(korkumdan hemen cevaplıyorum çünkü mimlenmezsem o beni nunlar))efendim çantamda neler varmış...aslında bana çantanda neler değil de ne var diye sormak lazım çünkü taşıdıklarım iki üç kalemi geçmez:)))hatta büyük çanta kullanacağım zaman içine gazete buruşturup doldururum deeermişim:))))ay ben bilmiyorum yaa çantaya ne konur..iki çocuk büyüttüm ,17 yıllık evlilik hayatımda heeep çantam böleydi:)))hele cüzdanımın hali iyice içler acısı oldugundan onu hiiiç resme konu bile etmedim:)))işte benim bütün malvarlığım arkadaşlar:))

ikinci mim sevgili perianeyy den ..
hayallerimi sormuş..hayalim hayal kurabilmek desem:)))aşırı derecede gerçekçi bir o kadar da kaçık biri olarak aslında çok az hayal kurarım ben...son zamanlarda kurmaya başladığım bir hayalim var evet;
çantalarım için kullandığım keçe malzeme bitince ve de verdigim siparişi de eşim iptal ettirip ben sana bulurum deyip beni bir süre oyalayınca kendisiyle paylaştığım bir hayal bu:)))
şimdi ben çantaları satıp çooook zengin bi kadın oluyorum vee kocca bi şiketim oluyor...o sıradada eşimin işleri bozuluyor ve borç arayışı içine giriyor...bunu bilen ben şirketime gidip sekreterime eşimi arattırıyorum..ve ona borç verebileceğimi söylüyorum...o kimsiniz diye soruyor ben ;
bir dost!!!diyorum:)))

neyse , boynu bükük bi halde verdigim adrese geliyor.ofisime çıkıyor..ben tabii hakiki bizon derisi koltuğuma gömülmüş vaziyette arkam dönük oturuyorum..kafamda kızzııııl upuzun saçlardan müteşekkil bi peruk:)))neden kızzıııııııl çünkü yıllardır saçlarımı kızıla boyatmak isteğimi heeep geri çeviren zat gine eşimin ta kendisidir:)))(duble intikam:)))o iki eli önünde bağlı vaziyette konuşmaya başlıyor(arkam dönükken o elleri nası görüyorum tabi orası şaibeli:)))işte ağlayıp sızlıyor...ben hep arkam dönük kısa cevaplar veriyorum ona..tam meseleyi bağladığımız anda kızzıl saçlarımı savurarak ona doğru bi dönüşüm ve ''cadı sila''vari bi gülüşüm varrrr:)))eşim şoka giriyor... yaa !!!diyorum... ben yaa ben!!!o keçesi biten zavallı kadın!!!beni hatırladın değil mi!!!!:)))
işte son zamanların en favori hayalim bu:))
ama hemen şimdi bi tane daha kurdum iki ara bi derede...mesela gucci gelmiş benim çantalardan ona da yapmam için önümde diz çökmüş yalvarıyor...nayırrrr!!diyorum.ben ancak kendi markamla kendi memleketimin kadınları için yaparım!!senin için naslaaa:)))
ama hayal potansiyelim varmış bu arada:))

üçüncü mim çook zaaman önce ninonun gönderdiği çocukluğum mimi;

keban barajında doğdum ben(yıllarca aaa barajın içinde mi doğdun esprisine, evet annem wanda adında bi balıktı!! karşı esprisiyle cevap yetiştirdiğim bi idiot durum sözkonusu burda:))barajda çalışanların aileleri için inşa edilmiş bir sitede geçti çocukluğum.şehir çocugu değilim yani.ama doya doya ve güven içinde yaşadım çocukluğumu.ağaçlara çıktım,fırat nehrinde yüzdüm ,balık tuttum,ablamla bol bol saç çekiştik)geceleri abilerimin peşine takılıp ajancılık oynarken birden onları kaybedip karanlıklarda ciyaaak ciyaaak ağladım:))hülya adında çok sevdigim kankimle birlikte ateş yakmaya çalışırken koca bi çam ağacını kül ettim:(((yannick adındaki fransız arkadaşımla bizim kümesten yumurta çalıp beyazını akıttıktan sonta sarısına tuz döküp yedim:))hayvan sever abim sayesinde köpeğimiz oldu.. tavşanlarımız oldu...kekliğimiz oldu...
güldüm ağladım düştüm kalktım büyüdüm iştee ..

16 Kasım 2008 Pazar

miss çilek'ten chester ve en son çantalar


sevgili missçileğin sayfasına konuk oldum dün akşam.ve o andan itibarek akılma düştü bu güzeller..hazır bu sabah sevgili lulumu kahvaltıya beklerken ve o hazır diyetteyken))))(maksat işkence olsundu))mutlaka pişirmeliydim...

sabahın 8.30 unda kalktım demliği ocağa koydum hemen ..çünkü lulum saat 9 da bende olacağını söylemişti...çay oladursun lulu gelse bile hem sohbet eder (sohbet konusu tabii ki blogcu dedikoduları !! bilhassa sofraözlemi , halenzeözlemi ,ninoözlemi)) dedikoduları... (ninonunki çakma özlem oldu ama ahengi bozmamak adına)))) hem de güzelleri fırına atıp tereyağ kokusunu birlikte ciğerlerimize çekerken incebelliyle birer çay içeriz dedim..
önce çay demlendi,yumurtalar haşlandı..(diyette yumurta günüymüş lulumun )..ardından kahvaltılıklar masaya....tereyağ kokusu evi sardı....chesterlar kabardııı ...piştiiii....lakin luludan ses yok....saat 11 oldu ..msni açtım.. ( cepsizim bu aralar)..
çevrimdışıyken bir ileti aldınız;
''aplaaaaaaaaa ben gelemiyorum!!''haydaaaa..

tabi alt kalır mıyım ? ben de çevrimdışı ileti yazdım..bilimum aramızda kalması gereken!! güzel sözcükleri serdedip gittim))

şimdi ben biliyorum ''oh iyi ki gelmemişim ..diyetime halel gelecekmiş'' tarzında bi de bana çıkışacak))işin doğrusu haklı da , çünkü bu güzellikler diyet miyet bırakmaz adamda))

bu arada lulum elini yakmış sabah ((gelememesinin sebebi de buymuş.çook geçmiş olsun lulum..

chester tarifi ve çook daha yakışıklı resimler için sizi mis çileğe bağlıyorum.tıklayın ve mutlaka bu enfes chesterları siz de deneyin ...

bu arada çanta dikmeye devam ediyorum tabii ki...bunlar da son diktiklerim;

dombili çantanın keçeden oluşturulmuş çiçeği;


dombili çantanın kendisi;

dombili çantanın arkadan görünüşü;

üç kuruş fazla olsun kırmızı olsun!! mantığıyla tasarladığım çanta)aynı zamanda ilk keçe denemem;


nino için tasarladığım çanta.henüz en son haline karar veremedik .haydi siz de fikir verin bakalım ne çıkacak ortaya;



12 Kasım 2008 Çarşamba

kurtar bizi obama !!! çantalarım

Son günlerde global dünyamızdan ortak bir çığlık yükseliyor; KURTAR BİZİ OBAMA!!!! şeklinde:))))

Dün akşam benim oğlan evde '' oooo bamaaa oooo bamaaaa!!'' diye bağırıp geziyodu.
-''oğlum sen biliyo musun oooo bama kim?''dedim.cevap ;
-ı ıh!!! ''..''
-obama amerikanın yeni devlet başkanı '' deyince
-''hııı!!''dedi düşünceli bir tavırla..
-''kötülerin başkanı mı?''..

Ona bir ülkenin yöneticilerinin yanlış uygulamalarının yönettiği halkın da kötü olduğu anlamına gelmediğini anlatmaya çalıştım ama bu uygulamaların çocuk gözünde bu şekilde değerlendirilmesi de tam bir ibretti yani..
Hazır Obama'nın kabul vaktiyken ben de tam fırsatı dedim.yükselen çığlıklar içinde belki benimkini de duyar eskaza:))

- Obama ben de kendi markamla çanta store açmak istiyorum.mümkünse benim beyi bu konuda ikna eder misin?söz senin first leydiye de(henüz adını tam öğrenemedim de)) şööle afilli bi çanta dikecem bu işimi görürsen:))
ayrıca a elin değmişken şu bizim sokağı yine kazan ekibe de bi kızar mısın hallaç pamuguna döndü sokak yine
benim oğlan da ödev konusunda çok mızıkçılık ediyo obama amcası ona bi çatık kaşlı ''hımmm!!''yapar mısın
son olarakta teyzemin ortanca torununu seni çok seviyomuş ona da bi el sallar mısın))